Kök hücre nedir?
Kök hücreler, birçok dokuda bulunan ve değişerek vücudun diğer dokularını
oluşturma yeteneğine sahip bir grup hücredir. Kök hücrelerin vücuttaki diğer
tip hücrelere farklılaşma özelliğinin keşfedilmesi ile birlikte bu
hücrelerin kanser, felç, Parkinson, Alzheimer, omurilik zedelenmeleri, kalp
ve birçok genetik kaynaklı hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği fikri
ortaya çıkmıştır.
Günümüzde kök hücreler özellikle kemoterapi ve/veya radyoterapi gören kanser
hastalarının kan ve bağışıklık sistemini yeniden canlandırmak için
kullanılıyor. Embriyodan, kordon kanından veya kemik iliğinden elde
edilebilen kök hücreler vücudun “kaynak” hücreleridir.
Kordon kanı kök hücreleri çok değerli oldukları ve sadece doğumda
toplanabildikleri için toplama işleminin bu konuda uzman hekimler tarafından
yapılması, toplanma sonrası işlemlerin uzman kişilerce yürütülmesi ve
örneklerin uygun koşullarda saklanması gerekiyor.
Kordon kanı bebek doğar doğmaz ilk 10 dakika içinde, göbek bağı kesildikten
sonra göbek bağının plasenta tarafında kalan bölümünden alınır. Bu kan,
toplanmadığı tüm durumlarda plasenta ile birlikte atıldığından, toplanması
normal doğum prosedürünü ve bebeği herhangi bir şekilde etkilemez. Genelde
toplama işlemi doğum esnasında doğumu yaptıran hekim tarafından yapılır. Hem
normal yolla hem de sezaryen doğumlarda uygulanabilir.
Sadece birkaç dakika alan kordon kanının toplanması işlemi; basit,
tehlikesiz ve acı vermeyen bir uygulamadır. Bilindiği gibi bebek doğduktan
hemen sonra göbek kordonu bağlanarak ayrılır ve bu ayrılmadan hemen sonra
eğer kordon kanı toplanacaksa plasentaya bağlı olan kordonun içindeki kan
özel bir sistem yardımıyla pıhtılaşmayı önleyici madde içeren kan torbası
içine toplanır. Yaklaşık 35 - 120 mililitre kan alınabilir. Araştırmalar çok
miktardaki kök hücre örneklerinin nakil sonrası daha başarılı sonuç
verdiğini kanıtlamıştır.
Toplanan kan 36 saat içinde kordon kanı bankası laboratuarına gönderilir.
Kordon kanı laboratuarda özel yöntemler ile dondurulur ve sıvı azot içinde
saklanır. Dondurulan hücreler daha sonra gerek duyulduğunda çözülerek
tedavide kullanılabilir.
İlk kordon kanı nakli 1988 yılında gerçekleştirildi. 1995 yılından itibaren
dünyada kordon kanı bankaları yeni doğanların kordon kanlarının
saklanabilmesi için yaygın olarak faaliyete geçti.
Çocuklarının kordon kanına ihtiyacı olan ve/veya ileride ihtiyaç olduğunda
kullanılmak üzere bebeklerinin kordon kanını saklamak isteyen aileler için
kordon kanı bankasında belirli bir ücret karşılığında saklama işlemi
yapılıyor. Aile bir süre sonra saklama işleminden vazgeçerse kendilerinden
izin alınarak kordon kanları imha edilebiliyor veya kök hücre nakli ihtiyacı
olabilecek hastaların tedavisi için saklanmaya devam edilebiliyor.
Kordon kanı kök hücrelerinin, diğer tip kök hücrelere göre avantajları
Kordon kanı kök hücreleri elde edilebilecek en genç kök hücreler olup bunlar
saklanmak için dondurulduklarında yaşlanma ve yıpranma süreçleri de
durdurulmuş olur. Kordon kanı kök hücrelerinin kemik iliği kök hücrelerine
göre üreme hızı daha fazladır.
Kemik iliği nakli için alıcı ile verici arasında çoğunlukla tam bir doku (HLA)
uyumu olması gerekir. Kök hücrelerin bağışıklık red cevapları henüz tam
olarak gelişmediğinden kordon kanı naklinde tam bir uyum olmasa da başarı
sağlanabilir. Bu özellik aile bireyleri arasında kordon kanı nakli
gerçekleştirilmesine olanak sağlar.
Saklanan kordon kanındaki kök hücreler, gerekli olduğu durumda hemen
kullanılabilecek halde olurlar. Bu durum, hastalıkların ilerlemesini
önleyebilmek için en kısa sürede tedavinin zorunlu olduğu durumlarda önem
kazanır.