Bir anne-babanın çocuğuna vereceği en önemli ilk şey
sevgidir. Anne-babalar çocuklarını daha dünyaya getirmeden önce biraz olsun
kendilerini eğitmeli (dergi, kitap, ana-baba okulları,TV, Internet vs.),
yayınları takip ederek çocuk yetiştirme sanatını öğrenmeleri gerekmektedir.
Yeni dünyaya gelecek olan çocuğun her türlü sorumluluğuna hazır
olmalıdırlar. Her anne-baba çocuğunu sever, doğumdan itibaren tüm
imkânlarını kullanarak ona bir şeyler öğretmeye, en iyiyi vermeye
çalışırlar.
Oyun; çocuğu yetişkin hayata hazırlayan en etkin yoldur. Çocuğun en önemli
eğitim araçları oyuncaklarıdır. Oyun ile insan ilişkileri, yardımlaşma,
konuşma, bilgi edinme, deneyim kazanma, psiko-motor gelişimi, duygusal ve
sosyal gelişimi etkilediği gibi, zihin ve dil gelişimini de etkiler.
Yetişkinler gözüyle oyun, çocuğun eğlenmesi, oyalanması, başlarından savmak
için bir uğraş olarak görürler, oysa oyun, çocuk için ciddi bir iştir. Çocuk
oynadıkça becerileri artar, yetenekleri gelişir. Çevresini, bilinmeyenleri
tanır, kendisi için anlaşılır duruma getirir.
Çocuk oyun oynarken özgürdür, kuralları kendi koyar-bozar, yetişkinlerin
kısıtlamaları yoktur. 3-6 yaş arası çocuğun en önemli dönemidir. Durmadan
soru sorar "bu neden, niçin, nasıl?" sorularına yanıt isterler. Öğrenme
açlığı mevcuttur, her şeyi bilmek isterler. Enerjiktirler, yorulmak nedir,
bilmezler. Onları anlayın, sabırla yanıtlayın, yanıtlarınız kısa, net ve
anlaşılır olsun. Çocuklar oyuncaklarla oynamayı severler, ancak oyuncakların
iyi davranışların karşılığında ödül, anne-baba sevgisinin kanıtı olarak
kullanılması yanlış olup, kesinlikle kaçınılması gereken bir tutumdur.
Oyuncaklar çocuk gelişiminde büyük bir yer tutarlar, ancak bize sarılmaz,
sevmez ve öpemezler. Ne kadar meşgul olursanız olun, çocuğa ayıracak
olduğunuz birkaç zaman diliminde onunla sohbet etmeniz, ona sarılmanız,
yerlerde yuvarlanmanız, onun oyuncakları ile oyun oynamanız onu mutlu
edecektir. Okulda, ertesi günü keyifle arkadaşlarına, öğretmenine veya diğer
başka kişilere anlatacak olduğu bir an yaşatacaksınız. Çocuğunuza "lütfen"
demeyi öğretin. Siz onun oyuncağının yerini değiştirirken veya alırken izin
isteyin. Çocuklar kurdukları oyunlarda hep büyükleri taklit ederler.
Yaptığınız her olumlu davranış, ona iyi ya da kötü yönde etki edecektir.
Başkaları ile onu kıyaslayıp üzmeyin, "o" kendine özgü bir bireydir. Yaptığı
her doğru davranış için onu sözleriniz ve sevginizle ödüllendirin. 3-5
yaşında ana okuluna gidecek olan çocuklar sabırsız ve heyecanlıdır. Onlara
karşılaşacakları olayları olabildiğince somut bir şekilde anlatın. Orada
eğlenebileceğini, yeni arkadaşlar edineceğini açıklayın; çocuğunuza pembe
tablo çizmeyin. Belki ağlayacağını, ağlayan çocuklar olabileceğini,
karşılaşabileceği olumlu-olumsuz şeyleri anlatın. Okul bitiminde onu
alacağınızı söylemeyi unutmayın, açık olun paniğe kapılmasın. Çoğumuz, çok
iyi niyetlerle herkesten önce okuma-yazmayı öğretmek isteriz; ve ona öğretme
yoluna gideriz. Hiç bir anne-baba öğrenme konusunda zorlayıcı olmamalı, bu
tür davranışlar öğrenme sürecini geliştirmekten uzak olup, anne-baba çocuk
ilişkisini zedeleyecek niteliktedir. Anne-babalar bu tür davranışlarda
bulunarak kendi gururlanma ihtiyaçlarını giderme amacındadırlar.
(Çocuğumuzda bulunan bazı özel durumlar hariç olup yine de eğitimcilerin
yönlendirmesi daha doğru olur). Her zaman gündeme gelen sorulan sorulardan
bir diğeri de çocuğum okulda olan yaşantıları hakkında konuşmak istemiyor?
Okul, onların özel hayatının bir parçasıdır. Onu anlayışla karşılayın,
zorlayıcı olmayın ama yine de takipçi olup, sohbet anında bazı sorular
sorarak onunla ilgilendiğinizi belli edin. Sabırlı ve açık olun...zaman
içerisinde sizinle paylaşacaktır. Sonuç olarak,"3-6 yaş arası çocukluğun en
önemli dönemidir" demiştik. Bu nedenle haklarına saygılı olun, onu anlamaya
çalışın; konuşurken arkanızı dönmeyin, göz temasında bulunun, onun
seviyesinde çömelin ya da oturun, aynı seviyeye gelmeye özen gösterin.
İstediği herhangi bir şey size ters geliyorsa, bunu istiyorum - sebebi bu,
veya istemiyorum-sebebi şu.... diye açıklama yaparak tercihi ona sunun. Hiç
birimizin elinde sihirli değneği yok, ne eğitimcilerin ne anne-babanın...Her
ne sorun ile karşılaşırsak karşılaşalım, sabır ve sevgi ile iyi insan
ilişkilerinin temel harcını atmış olacaksınız.